28 Eylül 2009 Pazartesi

Ölümü gösterip sıtmaya; 55'i gösterip 44 liraya razı etmeyin! İnat etmeyin!

55lira.com'dan alıntıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, yaptığı açıklama ile “7 galibiyetlik serinin şampiyonlukla neticelenmesi” için, 55 Lira olan kale arkası biletlerini,“DERBİ ve UEFA maçları hariç” 44 Lira’ya indirdiğini duyurdu.

Yaşanan sevindirici gelişme bir “başlangıç adımı” olarak mutluluk verici olmakla beraber, tribündeki boşlukları gidermek için, kesinlikle yeterli değildir.

Söz konusu “indirimli” fiyatların 2008-2009 sezonunda geçerli olduğu ve kale arkası tribünlerin hali hatırlanacak olursa, bu gerçek daha iyi anlaşılır.

55Lira.Com “Aşırı Pahalı Bilet Fiyatlarına Karşı Başkaldırının Simgesi”olmuştur. Bilet fiyatları halkın gelir düzeyine göre ayarlanana kadar bu simge altında devam edecek olan mücadelede, talebimiz ilk günden bu yana aynıdır.

“Ülkemizde kale arkası tribünlerini dar gelirli ve öğrenci vatandaşlarımızın doldurduğu” gerçeğinden hareketle;

Talep ediyoruz.

1. Kale arkası tribün bileti fiyatları mutlaka daha aşağı çekilmelidir.Kombine kart alan taraftarları mali anlamda mağdur etmeden yapılabilecek bir basit hesap mantığıyla; daha ucuz bilet fiyatlarında tribünü dolduracak taraftar, pahalı biletle maça gelebilen az sayıda insandan daha fazla kar getirecektir.

2. Migros tribünün belli bloklarında, örneğin alt katta, “Öğrenci Bileti” uygulamasına geçilmelidir. Bu aşamada stadyum yapısından kaynaklanabilecek fiziksel imkansızlıkların aşılabildiği, geçtiğimiz sezonlarda Maraton Tribününde yapılan bir takım uygulamalarda görülmüştür.

Tekrar ediyoruz.

Türkiye’nin aynası olan Fenerbahçe, ülke gerçeklerinin farkına varmalıdır.

Taraftarın, bilhassa Türkiye nüfüsunda çoğunluğu oluşturan öğrenci ve dar gelirlilerin, Fenerbahçe’yi tribünden seyretmesinin önünde yükselen maddi engeller kaldırılmalıdır.

Kale arkası tribünleri halka açılmalıdır.

25 Eylül 2009 Cuma

Haşlama Süresi: 6 dakika

 25/05/2005 tarihinde İstanbul'da oynanan efsane Şampiyonlar ligi finalini ingilizler ve özellikle Liverpool taraftarları unutamıyor, finalin üstüne şarkılar yazdılar, t-shirtler bastılar, tiyatrolar yapıp bir sinema filmi bile yaptılar. Görünen o ki finali Italyanlarda unutamıyor özellikle Inter taraftarları ezeli rakipleri Milan'la bu final hakkında epey bir dalga geçiyorlar, bir Inter-Milan maçında tüm curva-nord'u kaplıyan bir kareografi bile yaptılar, üstteki resimdede yine bir Interli komik bir pankart açmış: Pankartta haşlama süresi 6 dakikadır yazıyor, burada laf Milan'ın 6 dakikada 3 gol yemesine gidiyor...

23 Eylül 2009 Çarşamba

55lira.com

Çoğunluğu kombine bilet sahibi Fenerbahçe taraftarları olarak; Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun kale arkası tribün biletlerine biçtiği 55 Liralık fiyatı protesto ediyoruz!

Localara ve/veya diğer pahalı tribünlerin kombine fiyatlarına yapılacak küçük bir düzenleme ile, aynı maddi fayda elde edilebilecekken, “yadsınamaz bir Türkiye gerçeği” olan dar gelirli kitlelerin, 55 Liralık biletle Fenerbahçe’den koparılmasını protesto ediyoruz!

Hemen hepsi çok başarılı birer işadamı olan yönetim kurulu üyelerinin bu basit matematik ve ticaret bilgisinden yoksun olmayacaklarını çok iyi bildiğimiz için,“zümre yaratmaktan” başka hiç bir amaca hizmet etmediği belli olan 55 Liralık biletleri protesto ediyoruz!

Kuruluşundan bu yana “Halkın Takımı” olduğu, diğer takımların kurucuları tarafından bile kabul edilen Fenerbahçe’nin halkından uzaklaştırılmasını protesto ediyoruz!

İşgal yıllarında top yekün savaş verip, kurtuluşa kavuşan halkın sahadaki gözbebeği olan Fenerbahçe’nin bu fiyatlarla, köklerine sırtını dönmesini protesto ediyoruz!

Not: Bu yazı www.55lira.com'dan alınmıştır Fenerbahçe Spor Klubü'nün bu sezon için belirlediği en düşük bilet fiyatı olan 55 lira'yı protesto etmek isteyen her bir futbolseveri desteğe çağıran bu siteye destek olunması gerektiğini düşünüyorum...

18 Eylül 2009 Cuma

Fenerbahçe 1-2 Twente

 Maça erken gol bulma hevesiyle girdi Fenerbahçe, ilk 25 dakikadada çok iyi pres yaparak oyunu Twente yarı sahasına yıkmasını bildi ama Guiza'nın ileride ezdiği toplar ve Gökhan'ın yaptığı mükemmel ortaya yaptığı komik vuruş Fenerbahçe'nin skor tabelasını değiştirme şansını yok etti. Böylece dakikalar geçtikçe Twente'de yorulmaya başlayan rakibinin üstüne gitmeye başladı. Bu sırada Steve McLaren dengelenen maçın 42 inci dakikasında Twente orta sahasının bel kemiği çok yorulan(Fenerbahçe'nin presi sonucunda) ve sarı kartı bulunan Tiote'yi oyundan alıyor Daum ise sözde dahiliğini yaparak Guiza- Semih değişikliğini bir türlü yapamıyordu. Çok kötü oynayan Cristiana tahammül edebiliyor sakatlanmış ileri çıktığı hücümlardan geri dönemeyen ve ileride kalan Gökhan Gönül'ün yerine bir adam koyamıyordu. En sonunda haftalardır yoklara oynayan benim geldiği günden beri eleştirdiğim Carlos'u oyundan alıp Fenerbahçeli Mehmet'i hayatında hiç oynamadığı bir pozisyona sol açığa koyuyordu o ise Bursa maçındaki mücadeleci havasını aratmıyarak frikikten de bir gol buluyordu. Tribunler rahatlıyor meşaleler yakılıyordu, ama 4 dakikalık sevinç kursaklarda kalıyor ve Gökhan'ın yaptığı bindirmeden geri dönememesi üzerine Kazım'ın orta sahada armut toplaması eklenince N'Kufo rahat bir top alıyor cılız sayılabilecek vasat bir vuruş yapıyor Volkan'da Avrupa kariyerine yakışır şekilde topu içeri alıyordu. Bir taraftardan bu takım manisa değilki ikiyi yesin sesleri yükselirken bir başka ses bu takım Manisa'dan daha kötü diyordu ben ikinci sese kulak veriyordum çünkü Twente Fenerbahçe karşısında kendisini bir Manisa kadar göremiyordu lakin Andre Santos ve Volkan ikramlarını yapmasalar bu kadar kötü bir Fenerbahçeye boyun eğeceklerdi. Bu düşünceler arasında yine bir hatayla ikinci golü yiyoruz ve Daum sonunda oyuna müdahele etme gereği duyuyor(!) Semih ve Deivid'i sokuyor, Guiza ve Kazım ıslıklanıyordu.

 Daum çok kolay kontrole alınabilecek maçı hediye etti ve Fenerbahçe Avrupaya yenilgiyle başladı, neyseki Steua Bucharest ve Sheriff Bükreş de berabere kaldı ve bizim Sheriffden Moldova da alıcağımız 3 puan bizi tekrar ilk ikiye sokacak. Bu gruptan çıkıcağımızı düşünsemde Daum'a avrupada olan inancımı kaybettim bu taraftarı yerel başarılarla susturamazsınız ilgiliye duyurulur. Aykut Kocaman'ında bir görüşme yaptığını duydum Daum'la umarım bir aşama katedilmiştir çünkü Daum alman ekolüne yakışmıyacak şekilde hareket ediyor, inancımızı yok etmeyin.

 Maçdan sonra olanları kafamda değerlendirirken otura kalmıştım tribünde neredeyse her taraftar çıkmışken ben oturuyordum ama bu geç kalışım bana yaradı ve Pierre Van Hooijdonk'u görüp idolümle fotoğraf çektirme şansı yakaladım. Kendisine selam olsun,  çok sıcakkanlı davrandı sağolsun. Put Your Hands Up For Pierre diyerek ve Galatasarayı tebrik ederek bitirmek istiyorum...

17 Eylül 2009 Perşembe

Mace Windu ve Kupası

 Yukarıdaki resimde Mace Windu'nun ışın kılıcından saçılan mor ışık ve önünde avrupa ligi kupası duruyor, basın her iki Türk temsilcisine bu kupasyı hedef göstersede, Cristoph Daum gerçekçi olmamızı söyledi, artık Daum'u nasıl yorumlayacağız (Daha henüz erken) bilmiyorum ama ondada en az futbolcularda olduğuna inandığım avrupa'da başarı inancını görmek istiyorum er ya da geç.
 
 Bu akşam Avrupa Ligi H grubu ilk hafta maçında Twente'yle karşılaşarak düşler sahnesine çıkıyoruz. Steaua Bucharest'in  kötü formu da göz önüne alındığında Fenerbahçe'nin en ciddi rakibi olarak gözüken Twente Şükrü Şaraçoğlu'na konuk olacak bu akşam. Bu anlamda çok önemli bir karşılaşma Twente maçı çünkü böyle uzun bir kulvara galibiyetle başlamak çok büyük bir artıdır ve rakibde Twente olunca onları yenip mümkünse güzel bir averajla onların bir adım önüne geçmek çok önemli olacak. Twente için ise cehennemden 1 puan çıkarabilmek altın değerinde olacak. Zaten Steve McLaren da basın toplantısında söylediği gibi zor bir maç olucak ve atmosfere rağmen puan almak için sahaya çıkıcaklar. Erken bulucağımız bir gol bizi rahatlatır ama zaman geçtikçe baskı kurulucak üstümüzde ve Twente ekibi hızlı ayaklardan kurulu bir takım olduğundan bizi ters ayakta bırakıp kontradan bir gol bulabilirler.
  
 Bugün ilk amacımız erken bir gol bulmak olacak ve umarım o golüde bulabiliriz. Cristian'a çok iş düşücek hızlı başlatacakları ataklarda ilk müdaheleyi başarıyla yapması çok önemli.
 Bu maçı kazanıp gruptaki kağıt üstünde gözüken liderliğimizi tescilleyip önümüzdeki maçlarada güvenle çıkmamız çok önemli. 

 Galatasaray ise Atina'da Panathinaikos deplasmanına çıkıcak, çok zor bir deplasman olmuştur her zaman Atina deplasmanı ve Galatasaray içinde kolay olmayacak, Ten Cate ve Rijkaard'ın mücadelesini merakla bekliyor olacağız. Mace Windu kupası yolunda her iki temsilcimizede başarılar...

Communication Breakdown

 Bir süredir ulaşım sorunları nedeniyle blog hayatından uzak kaldım, ama bu sorunun çözülmesiyle birlikte kayıtlar eski hızıyla gelmeye devam edecek. Herkese iyi günler.

13 Eylül 2009 Pazar

Liguri al testa ( Liguria bölgesinin takımları zirvede)

 Cassano'nun asisti ve Mannini'nin golüyle Sampdoria Bergamo'da kazanmayı başardı. Ortada geçen maçta usta ayaklarıyla neticeye gitti Sampdoria ve 3 te 3 ile yoluna devam etti. Maçtan sonra Sampdoria'nın teknik direktörü Del Neri; zirvede olmanın kendilerini etkilemediğini ama mutlu olduklarını söyledi, maç hakkında ise ortada geçen bir mücadele olduğunu belirtip şanslarınında kendilerine yardım ettiğini söyledi.
Haftanın son maçında ise Genoa Napoli'yi 4-1 yenmeyi başardı. Napoli hızlı başladığı maçta Criscito'nun da kırmızı kart görmesiyle Hamsik ile golü buldu. Ama Genoa soyunma odasında kendisine geldi ve taraftarınında desteğiyle önce ikinci yarıda Floccari ile penaltıdan eşitliği sağladı ardından Mesto'nun farkı ikiye çıkarmasıyla Genoa uçuşa geçti ve Crespo, Kharja ikilisinin golleriyle skoru 4-1 olarak ilan edip 3 te 3 ile zirveye başka bir Liguria takımı Sampdoria ve Juve ile oturdular...

Bursaspor 0-1 Fenerbahçe

  Ve Fenerbahçede ezeli rakibi Galatasaray gibi lige 64 yıllık bir aradan sonra 5'te 5 yaparak devam ediyor. Geçen sene Luis Aragones yönetiminde tüm sezon boyunca 3 deplasman üst üste kazamayan Fenerbahçe'nin şu an 3 deplasman 2 kendi evinde maçı olmak üzere 5 galibiyet ve atılan 11 yenilen ise 2 gol var. Lige ve avrupaya firesiz devam ediyor Türkiyenin en büyük iki takımı dün de Galatasaray'ın Beşiktaşı yenmesiyle 3.büyük ile puan farkı 5. hafatadan 9 puan oldu. Bu gidişle ezeli rakiplerden hangisinin ilk puan kaybedeciği merakla bekleniyor. 10.haftaya büyük maça kadar iki takımda firesiz gelebilirmi bilinmez ama haftaya Fenerbahçe İ.B.B ile Galatasaray ise Kasımpaşa ile oynıyacak iki takımında puan kaybetmesi zor gözüküyor.

 Gelelim maça, maç gereksiz sertliklerle başladı, Fenerbahçe'nin her deplasman maçında olduğu gibi sert müdaheleler çokçaydı ve takımda çabuk sinirlendi. Daum'un bu duruma bir önlem alması lazım ve futbolcularını hakemle fazla oynamamaları hakkında uyarmalı çünkü artık anladıkki bu sertlik ve gerginlik Fenerbahçe'nin her deplasman maçında yaşanıcak. 

Bursaspor maçın ilk dakikalarını taraftarınıda arkasına alarak baskı kurmaya çalışarak başladı ama ligin en az gol yiyen takımı Fenerbahçe takım savunmasını iyi yaptı ve soğukkanlılıkla karşıladı Bursasporun cılız ataklarını. İlk ciddi atak Fenerbahçeden geldi Alex Guiza işbirliğinde Guiza yine cömertce pozisyon harcamaya devam etti. Guiza'ya biraz değinmek istiyorum bugün kendi üstüne geçen sene kurduğu gibi bir baskı kurdu ve takım arkadaşlarını görmezden gelip kendi verimliliğini düşürdü, Guiza'ya çok sinirleniyorum şaşkınlıkla karşılıyorum ama umutsuz da yaşanmıyor bu adam kendini bulmalı. 44. dakikada ise Alex müthiş gördü Guiza'yı ve Guiza önce kaleyi deneyip defans ona engel olunca zorla topu Alex'e attı ve top yere değmeden Alex usta bir vuruşla üstelik sağ ayağıyla topu tam köşeye yolladı ve rahatladık.

45.dakikada ise maçı bitirme fırsatı elimize geldi lakin Kazım mükemmel önüne aldığı topta Alex veya Guizaya pas verip rakibi 3 e 1 yakalamak yerine 35 metreden şut atmayı tercih etti ve Bursasporluların şükrediş çığlıkları içerisinde Ivankov topu çelmeyi başardı. İkinci yarıda daha çok topa basan top yapmaya çalışan bir Fenerbahçe ve şuursuzca saldıran bir Bursa vardı. Andre Santos'un da oyuna girmesiyle Fenerbahçe orta sahada top tutmaya başladı. 

Daha öncede söylediğim gibi Fenerbahçe takım savunmasını çok iyi yaptı ve dolayısıyla Bursaya son dakikadaki çok da net olmayan pozisyon dışında gol şansı vermedi. Bu kusursuz performans takımın birbirine yakın oynamasına bağlanabilir ama sahadaki mücadele ilerisi için ümit verdi. Kaptan Alex kilidi açan oyuncuydu kendisi hakkında fazla konuşmaya gerek yok çünkü o sözünü sahada söyledi. Mehmet Topuz'da çıkarıldığı dakikaya kadar çok iyi mücadele etti ve ön libero olarakta ne kadar faydalı olduğunu gösterdi fiyatına bakmaksızın çok iyi bir transfer yaptığımızı belirtmeliyim. 

Hakem hakkında konuşmak istemiyorum çünkü bugün hakem kontrol etmedi maçı otorite diye bir şey yoktu. Genel olarak Bursa ne yaptığını bilmeyen bir takım görüntüsündeydi ama onlarda mücadele etti Fenerbahçede en az Bursa kadar mücadele ederek çok zor bir deplasmandan 3 puan almasını bildi. Haftaya İ.B.B ile Kadıköyde oynanılacak maç kolay geçecek gibi gözüküyor çünkü taraftar takımı yalnız bırakmayacak Twente maçındada ortaya koyulacak güzel futbol taraftarı tam olarak havaya sokabilir.

Böyle bir deplasmandan zemine rağmen 3 puan çıkarabilen futbolcuları tebrik ediyorum...

12 Eylül 2009 Cumartesi

Milli Takım Oley

 Bugün başa baş bir mücadele izledik maçın başlama düdüğü itibariyle; Dünya şampiyonu, olimpiyat ikincisi ve sayısız başarılarıyla milli takım bazında en son Olimpiyat finalinde ABD karşısında izlediğim ve desteklediğim İspanya çok iyi ve artık ekol yaratmış bir takımdı. Biz ise moralliydik ve turvanın başından itibaren savunma ve ofans becerilerimizi bir takım halinde sergileyen ve Tanjevic'in doğru zamanda yaptığı müdaheleler ve kurduğu balanslı rotasyon sayesinde 3 te 3 yapmış bir ekiptik. Maç beklendiği gibiydi bir orada bir burada geçiyordu İspanya takımı Marc ,Pau Gasol ve dışarıdan altın çocuk Ricky Rubio'yla işi erken bitirmeye kalktı ama turnuva boyunca gösterdiğimiz soğukkanlılığı buradada gösterdik ve can alıcı paslarla sonuca gittik. Bugün yok çocuk Semih bile çok iyi bir performans sergiledi ve her bir oyuncu çok iyi oynadı. Hepsini teker teker kutlamak lazım, hayatımda izlediğim 2001 senesi dışında en iyi milli takımı bana izleten herkese çok teşekkür ederim. Keşke bu bilinci futbol milli takımımızda tüm dünya kupası elemeleri boyunca gösterselerdi... 

11 Eylül 2009 Cuma

Dante

 Geçen sene italyanca dersinde Dante'nin ilahi komedyasını okurken; Dantenin cehennemin kapısına geliş bölümü bir hayli enteresandı, çünkü cehennemin kapısının üst bölümünde "Lasciate ogne speranza voi ch'intrate" yani " Siz girenler tüm umutlarınızı geride bırakın". Ben bu özlü sözü görür görmez avrupa takımlarınca cehennem ilan edilen Türk deplasmanlarına gayet uygun bir pankart olucağını düşünmüştüm ve Fenerbahçe eğer bir italyanla eşlesirse bir pankart yaptırmayı planlıyordum hatta bu pankartın daha büyük yankı uyandırması için Grup CK ile bile iletişime geçmeyi düşünüyordum. Internette gezinirkende gördüm ki taraftarı olduğum Fiorentina takımının taraftarları bende önce davranmış. Olsun hala bu fikrim geçerli ve umarım gerçek olucak bu seneye değilse seneye, Grup CK'ya duyurulur. Hoş olmazmıydı italyanları Dante ile karşılamak?

10 Eylül 2009 Perşembe

Nostalgia #1

93-94 Sezonunda Bologna karşılaşması öncesi Fiorentina tribünlerinin kale arkası bölümü(curva fiesole) yanıyor. Bir zamanların en korkulan deplasmanı olan Artemio Franchi hala diğer takımlara oranla iyi bir tribüne sahip ama 90'lar düşünüldüğünde bir düşüş söz konusu. Özlüyoruz...

Çarşamba Görüşürüz

 Marco Materazzi den Ibrahimovic'e jet cevap geldi. İsveç maçı sonrası bir basın toplantısında konuşan ve Interli taraftarlara; " Gerçek taraftarlar benim değerimi bilir, ben gelmeden 17 yıldır kazanamıyorlardı (lo scudetto) benle 3 kere kazandılar" diyerekten ince bir ayar vermişt. Matrix'in cevabı geç olmadı ve o da taraftarlardan Ibrahimovic e hiçbir tepki göstermemelerini ve onu görmezden gelmelerini istedi, bir insana yapılabilecek en kötü şeyin o bireyi umursamamak olduğunu belirtip Ibrahimovicede 3 şampiyonluk için teşekkür edip çarşamba günü görüşeceklerini söyledi. Son olarakda Ibra bize şampiyonluklarda büyük yardım etti ama biz takım olarak zafere ulaşdık dedi. 

Evet hodri meydan, çarşamba günü Inter ve Barcelona Giuseppe Meazza da karşı karşıya gelicekler. Ibrahimovic'in etkisiz bir futbol sergileyeceği kanısındayım ve gollü bir beraberlik bekliyorum.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Yolunuz Açık Olsun


 Bolic postundada belirttiğim gibi artık içim rahattı üzülemezdim Bolice ve benzeri insanlar için; ama 5. dakikada öne geçtikten sonra bir hayli ümitlenmiştim Türkiyeyi G.Afrikada görebiliyordum belki biraz erkendi ama bende Türküm işte.  Maçın başından sonuna kadar iyi mücadele etti Bosna milli takımı lakin çok da güzel bir frikik golüyle beraberliği sağladılar kazanadabilirlerdi ama Dzeko ve Ibisevic beceriksizlik abidesi gibilerdi. Bosna inanmıştı bizde Fatih Terimin kendinden emin tavırlarına inanmış gibi davranıyorduk en azından ama sahada takım inanılması güç bir derecede birbirinden kopuktu ve konsantre eksikliine baplı olarak bir çok bireysel hata yaptılar her bir futbolcu hakkında yorum yapmak istemiyorum çünkü her biri karakterlerini sahaya yansıtamadılar. Fatih Teriminde boş yere tribüne çıkmasından(!) sonra maç elimizden gitti zaten cılız ataklarla bir yere varamıyacağımız belliydi.

 Hala matematiksel şansımız sürüyor ama Bosna play-off u garantilemiş gibi işleri play-off da kolay olmayacak orta sahayı çabuk geçen takımlar çok zorlar Bosnayı. Bosna takımında kalecileri dışında her bir futbolcu centilmence mücadele etti ve istediklerini aldılar. Tebrikler yolları açık olsun.

 

Batigol a Firenze

Şen Ola Bolic Şen Ola

 Çocukluğumda maç izlerken gol olana dek hiçbir şey anlamazdım ama gol olunca bir hışımla ayağa sıçrar, Ercan Taner'in gol atan futbolcunun ismini haykırışıyla birlikte bende o ismi haykırırdım işte o haykırışlarımın baş tacıdır Elvir Bolic. Manchester galibiyeti bize getiren bir devri kapatan adamdır Bolic.

 Önce Lig tv de Bolic'le yapılan röpörtajı izledim ardından NTV spor ekibide canlı bağlandı Bolic e. Bolic aklından beraberlik geçtiğini belirtti ama bir kazanan olursa bu tarafın Türkiye olacağını belirtti. Iki takım içinde sevinip üzeleceğini belirtip daha sonra duygusallaştı Bosna halkı dünya kupası görmek istiyor dedi, Türkiye gördü 3. bile oldu dedi, gönül isterdiki ikimiz birlikte çıkalım ama düyanın en iyi takımı İspanyanın bu grupta olduğunu hatırlattı. Ben hayatımda ilk defa Türkiyede yaşadığı günleri unutmayan ve ülkemizi can'ı gönülden seven bir futbolcu görüyorum. Teşekkürler Bolic aldığın her kuruş helal olsun.

Artık içim rahat çünkü yenilsekde Bolic gibi insanların sevineceğini bilmek beni mutlu ediyor.

İyi olan kazansın.

 

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Giuseppe Bergomi



Giuseppe Bergomi 1963 doğumlu İtalyan sağ bek olarak ün salmış ama stoper olarak da oynıyabilen tüm kariyerini İnter'de geçirmiş klübün efsane isimlerinden biri. Kendisi Pele tarafından yaşamış en iyi 125 oyuncu arasında gösterildi(Her ne kadar Pele tahminlerinde karavana atmakla ün salmış olsada) büyük bir onur bu, ama benim en çok güvendiğim bilgi kendisi hakkında Milanoda geçirdiğim bir hafta içerisinde taxicilerle ettiğim sohbetlerde ne kadar sert, topa ilk müdahaleyi mükemmel yapan, kanat bindirmeleri ve sert şutların ustası olduğunu anlatmalarıydı. Hatta 80'li yıllarda Milan'ın gölgesinde kalan Inter'in  1988-89 sezonu şampiyon tamamlamasında onun payının çok büyük olduğunu öğrendim(Bu şampiyonluk Bergominin kariyerinde yaşadığı tek scudetto şampiyonluğudur). Bergomi kariyerinde sadece İnter formasını terletmiştir. Italya milli takımıyla ise 1982 Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamıştır.
   
Şu an muhtemelen merak ediyorsunuzdur neden Bergomi niye İbrahimovici sormuyorsunda Bergomiyi soruyosun taxicilere diye. Evet Bergomiyi sordum çünkü yine Milanoda bir kitapevinde futbol kitaplarına bakarken elime bir Juventus kitabı almışken bir adam yaklaştı yanıma ve onu değil bunu alıcaksan al dedi ve bana Giacinto Facchettinin yazdığı "Solo L'Inter" adlı kitabı gösterdi. Ben nerden çıktı bu adam derken kendini tanıttı benim Türk olduğumu öğrenincede epey bir heycanla ayak üstü anlatmaya başladı kendini,Inter sevgisini. Hangi takımlı olduğumu sordu bende "il Fenerbahce" dedim, güldü bizi iyi yendiniz geçen sene dedi (iki sene geçti ama olsun,9 sonrada rövanşı hatırlatıp takıldı bana. Konuşma devam ederken kasaya doğru yöneldik ve bana kitabı bana hediye ediceğini söyledi bende seve seve kabul ettim ama bir akıl edemedim imzalatmayı kitabı ve tokalaşarak veda ettik bir birimize.

Sonra araştırdımki kendisi şu an yorumculuk yapıyormuş bizde Rıdvan neyse orada da Bergomi oymuş. 2006 Dünya Kupasında maçları canlı yorumlamış hala büyük adam anlıyıcağınız.

Ama asıl Giuseppe Bergomi yi Bergomi yapan 1982 dünya kupasında daha  18 yaşındayken sahaya çıktığında taşıdığı( artık palamı desek "Bergomi" mi desek bilmiyorum o bıyığa) bıyıkla ün salmıştır ve kendisine "Lo Zio" yani "Amca" lakabı takılmıştır.

Blogun Url sinde yazan "Baffoni" ise pala bıyık anlamına geliyor Italyanca. Zaman zaman tekkaş zaman zaman bıyıksız görüceksiniz onu o eksik olmayacak bu blogdan kendisi hakkında postlar yazılmaya devam edilecek.

Büyük adamsın be Amca... 

Yeşil Sahalara İlk Adım

Herkese merhabalar;

Ben Kaan Eren, Italyan Lisesi 3.Sınıf öğrencisiyim ve koyu bir Fenerbahce taraftarıyım. Bir süredir gazetelerde yazılar yazan ve televizyonlarda yorumlar yapan "spor" yorumcular ve yazarlardan bıkmış biri olarak hiçbir limitlemenin olmadığı spor bloglarını takip etmeye başladım ve yaklaşık bir senedir her bloğu okuma gayreti içerisindeyim. Blog oluşumu Türkiye de geliştikçe spor anlayışımızın değişeceğini ve bu bağlamda futbolumuzun gelişeceği inancı içerisindeyim. Bende bu gelişime ve blog idman yurdunda da bahsedildiği gibi özgün içeriğe katkıda bulunmak isteğiyle Blogger olmaya karar verdim. Bloğumun ismini, hikayesini ve içeriklerinin neler olacağını yeni ve birbirinden bağımsız postlarla anlatmaya çalışacığım. Umarım ziyaretçilerim ile sağlıklı bir paylaşım içerisinde Blog hayatımı sürdürebilirim. Kısaca söyliyebiliceğim bu Blogda hayatın güzellikleri, olabildiğince tarafsız futbol ve diğer spor olayları konuşulucaktır. Umarım bu işten alnımın akıyla çıkabilirim.

Herkese İyi Günler