6 Mayıs 2010 Perşembe

Geri Dönüş


L'Auriga blog'a başladıktan sonra bu defteri kapamıştım. Ancak zaman geçtikçe L'Auriga'da bol bol futbol ve spor üstüne yazılar yazmaya başladığımı farkettim ve oraya bir türlü yakıştıramadım o yazıları, ve geri döndüm. Artık iki blog'u bir arada götürmeye çalışacağım, biliyorum zor olucak ama futbol sevgisi işte bu söndürme, söndüremiyorsun. Uzakta kaldığım zamanda futbolda endüstriyelleşmeye ayrı bir gıcık oldum ve romantik duyguların peşinden koşmaya başladım ve artık bu blog'da da bolca "punk football" hakkında ve modern futbola karşı yazılar bulacaksınız, tabi ki "lo zio"'nun da ana temasıda unutulmadı, İtalyan futboluna dair yazılar, Giuseppe Bergomi kenarda köşede kalmayacak. Hepinizi gözünüzden öpüyorum, bakalım neler çıkıcak ortaya...

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ölümü gösterip sıtmaya; 55'i gösterip 44 liraya razı etmeyin! İnat etmeyin!

55lira.com'dan alıntıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, yaptığı açıklama ile “7 galibiyetlik serinin şampiyonlukla neticelenmesi” için, 55 Lira olan kale arkası biletlerini,“DERBİ ve UEFA maçları hariç” 44 Lira’ya indirdiğini duyurdu.

Yaşanan sevindirici gelişme bir “başlangıç adımı” olarak mutluluk verici olmakla beraber, tribündeki boşlukları gidermek için, kesinlikle yeterli değildir.

Söz konusu “indirimli” fiyatların 2008-2009 sezonunda geçerli olduğu ve kale arkası tribünlerin hali hatırlanacak olursa, bu gerçek daha iyi anlaşılır.

55Lira.Com “Aşırı Pahalı Bilet Fiyatlarına Karşı Başkaldırının Simgesi”olmuştur. Bilet fiyatları halkın gelir düzeyine göre ayarlanana kadar bu simge altında devam edecek olan mücadelede, talebimiz ilk günden bu yana aynıdır.

“Ülkemizde kale arkası tribünlerini dar gelirli ve öğrenci vatandaşlarımızın doldurduğu” gerçeğinden hareketle;

Talep ediyoruz.

1. Kale arkası tribün bileti fiyatları mutlaka daha aşağı çekilmelidir.Kombine kart alan taraftarları mali anlamda mağdur etmeden yapılabilecek bir basit hesap mantığıyla; daha ucuz bilet fiyatlarında tribünü dolduracak taraftar, pahalı biletle maça gelebilen az sayıda insandan daha fazla kar getirecektir.

2. Migros tribünün belli bloklarında, örneğin alt katta, “Öğrenci Bileti” uygulamasına geçilmelidir. Bu aşamada stadyum yapısından kaynaklanabilecek fiziksel imkansızlıkların aşılabildiği, geçtiğimiz sezonlarda Maraton Tribününde yapılan bir takım uygulamalarda görülmüştür.

Tekrar ediyoruz.

Türkiye’nin aynası olan Fenerbahçe, ülke gerçeklerinin farkına varmalıdır.

Taraftarın, bilhassa Türkiye nüfüsunda çoğunluğu oluşturan öğrenci ve dar gelirlilerin, Fenerbahçe’yi tribünden seyretmesinin önünde yükselen maddi engeller kaldırılmalıdır.

Kale arkası tribünleri halka açılmalıdır.

25 Eylül 2009 Cuma

Haşlama Süresi: 6 dakika

 25/05/2005 tarihinde İstanbul'da oynanan efsane Şampiyonlar ligi finalini ingilizler ve özellikle Liverpool taraftarları unutamıyor, finalin üstüne şarkılar yazdılar, t-shirtler bastılar, tiyatrolar yapıp bir sinema filmi bile yaptılar. Görünen o ki finali Italyanlarda unutamıyor özellikle Inter taraftarları ezeli rakipleri Milan'la bu final hakkında epey bir dalga geçiyorlar, bir Inter-Milan maçında tüm curva-nord'u kaplıyan bir kareografi bile yaptılar, üstteki resimdede yine bir Interli komik bir pankart açmış: Pankartta haşlama süresi 6 dakikadır yazıyor, burada laf Milan'ın 6 dakikada 3 gol yemesine gidiyor...

23 Eylül 2009 Çarşamba

55lira.com

Çoğunluğu kombine bilet sahibi Fenerbahçe taraftarları olarak; Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun kale arkası tribün biletlerine biçtiği 55 Liralık fiyatı protesto ediyoruz!

Localara ve/veya diğer pahalı tribünlerin kombine fiyatlarına yapılacak küçük bir düzenleme ile, aynı maddi fayda elde edilebilecekken, “yadsınamaz bir Türkiye gerçeği” olan dar gelirli kitlelerin, 55 Liralık biletle Fenerbahçe’den koparılmasını protesto ediyoruz!

Hemen hepsi çok başarılı birer işadamı olan yönetim kurulu üyelerinin bu basit matematik ve ticaret bilgisinden yoksun olmayacaklarını çok iyi bildiğimiz için,“zümre yaratmaktan” başka hiç bir amaca hizmet etmediği belli olan 55 Liralık biletleri protesto ediyoruz!

Kuruluşundan bu yana “Halkın Takımı” olduğu, diğer takımların kurucuları tarafından bile kabul edilen Fenerbahçe’nin halkından uzaklaştırılmasını protesto ediyoruz!

İşgal yıllarında top yekün savaş verip, kurtuluşa kavuşan halkın sahadaki gözbebeği olan Fenerbahçe’nin bu fiyatlarla, köklerine sırtını dönmesini protesto ediyoruz!

Not: Bu yazı www.55lira.com'dan alınmıştır Fenerbahçe Spor Klubü'nün bu sezon için belirlediği en düşük bilet fiyatı olan 55 lira'yı protesto etmek isteyen her bir futbolseveri desteğe çağıran bu siteye destek olunması gerektiğini düşünüyorum...

18 Eylül 2009 Cuma

Fenerbahçe 1-2 Twente

 Maça erken gol bulma hevesiyle girdi Fenerbahçe, ilk 25 dakikadada çok iyi pres yaparak oyunu Twente yarı sahasına yıkmasını bildi ama Guiza'nın ileride ezdiği toplar ve Gökhan'ın yaptığı mükemmel ortaya yaptığı komik vuruş Fenerbahçe'nin skor tabelasını değiştirme şansını yok etti. Böylece dakikalar geçtikçe Twente'de yorulmaya başlayan rakibinin üstüne gitmeye başladı. Bu sırada Steve McLaren dengelenen maçın 42 inci dakikasında Twente orta sahasının bel kemiği çok yorulan(Fenerbahçe'nin presi sonucunda) ve sarı kartı bulunan Tiote'yi oyundan alıyor Daum ise sözde dahiliğini yaparak Guiza- Semih değişikliğini bir türlü yapamıyordu. Çok kötü oynayan Cristiana tahammül edebiliyor sakatlanmış ileri çıktığı hücümlardan geri dönemeyen ve ileride kalan Gökhan Gönül'ün yerine bir adam koyamıyordu. En sonunda haftalardır yoklara oynayan benim geldiği günden beri eleştirdiğim Carlos'u oyundan alıp Fenerbahçeli Mehmet'i hayatında hiç oynamadığı bir pozisyona sol açığa koyuyordu o ise Bursa maçındaki mücadeleci havasını aratmıyarak frikikten de bir gol buluyordu. Tribunler rahatlıyor meşaleler yakılıyordu, ama 4 dakikalık sevinç kursaklarda kalıyor ve Gökhan'ın yaptığı bindirmeden geri dönememesi üzerine Kazım'ın orta sahada armut toplaması eklenince N'Kufo rahat bir top alıyor cılız sayılabilecek vasat bir vuruş yapıyor Volkan'da Avrupa kariyerine yakışır şekilde topu içeri alıyordu. Bir taraftardan bu takım manisa değilki ikiyi yesin sesleri yükselirken bir başka ses bu takım Manisa'dan daha kötü diyordu ben ikinci sese kulak veriyordum çünkü Twente Fenerbahçe karşısında kendisini bir Manisa kadar göremiyordu lakin Andre Santos ve Volkan ikramlarını yapmasalar bu kadar kötü bir Fenerbahçeye boyun eğeceklerdi. Bu düşünceler arasında yine bir hatayla ikinci golü yiyoruz ve Daum sonunda oyuna müdahele etme gereği duyuyor(!) Semih ve Deivid'i sokuyor, Guiza ve Kazım ıslıklanıyordu.

 Daum çok kolay kontrole alınabilecek maçı hediye etti ve Fenerbahçe Avrupaya yenilgiyle başladı, neyseki Steua Bucharest ve Sheriff Bükreş de berabere kaldı ve bizim Sheriffden Moldova da alıcağımız 3 puan bizi tekrar ilk ikiye sokacak. Bu gruptan çıkıcağımızı düşünsemde Daum'a avrupada olan inancımı kaybettim bu taraftarı yerel başarılarla susturamazsınız ilgiliye duyurulur. Aykut Kocaman'ında bir görüşme yaptığını duydum Daum'la umarım bir aşama katedilmiştir çünkü Daum alman ekolüne yakışmıyacak şekilde hareket ediyor, inancımızı yok etmeyin.

 Maçdan sonra olanları kafamda değerlendirirken otura kalmıştım tribünde neredeyse her taraftar çıkmışken ben oturuyordum ama bu geç kalışım bana yaradı ve Pierre Van Hooijdonk'u görüp idolümle fotoğraf çektirme şansı yakaladım. Kendisine selam olsun,  çok sıcakkanlı davrandı sağolsun. Put Your Hands Up For Pierre diyerek ve Galatasarayı tebrik ederek bitirmek istiyorum...

17 Eylül 2009 Perşembe

Mace Windu ve Kupası

 Yukarıdaki resimde Mace Windu'nun ışın kılıcından saçılan mor ışık ve önünde avrupa ligi kupası duruyor, basın her iki Türk temsilcisine bu kupasyı hedef göstersede, Cristoph Daum gerçekçi olmamızı söyledi, artık Daum'u nasıl yorumlayacağız (Daha henüz erken) bilmiyorum ama ondada en az futbolcularda olduğuna inandığım avrupa'da başarı inancını görmek istiyorum er ya da geç.
 
 Bu akşam Avrupa Ligi H grubu ilk hafta maçında Twente'yle karşılaşarak düşler sahnesine çıkıyoruz. Steaua Bucharest'in  kötü formu da göz önüne alındığında Fenerbahçe'nin en ciddi rakibi olarak gözüken Twente Şükrü Şaraçoğlu'na konuk olacak bu akşam. Bu anlamda çok önemli bir karşılaşma Twente maçı çünkü böyle uzun bir kulvara galibiyetle başlamak çok büyük bir artıdır ve rakibde Twente olunca onları yenip mümkünse güzel bir averajla onların bir adım önüne geçmek çok önemli olacak. Twente için ise cehennemden 1 puan çıkarabilmek altın değerinde olacak. Zaten Steve McLaren da basın toplantısında söylediği gibi zor bir maç olucak ve atmosfere rağmen puan almak için sahaya çıkıcaklar. Erken bulucağımız bir gol bizi rahatlatır ama zaman geçtikçe baskı kurulucak üstümüzde ve Twente ekibi hızlı ayaklardan kurulu bir takım olduğundan bizi ters ayakta bırakıp kontradan bir gol bulabilirler.
  
 Bugün ilk amacımız erken bir gol bulmak olacak ve umarım o golüde bulabiliriz. Cristian'a çok iş düşücek hızlı başlatacakları ataklarda ilk müdaheleyi başarıyla yapması çok önemli.
 Bu maçı kazanıp gruptaki kağıt üstünde gözüken liderliğimizi tescilleyip önümüzdeki maçlarada güvenle çıkmamız çok önemli. 

 Galatasaray ise Atina'da Panathinaikos deplasmanına çıkıcak, çok zor bir deplasman olmuştur her zaman Atina deplasmanı ve Galatasaray içinde kolay olmayacak, Ten Cate ve Rijkaard'ın mücadelesini merakla bekliyor olacağız. Mace Windu kupası yolunda her iki temsilcimizede başarılar...

Communication Breakdown

 Bir süredir ulaşım sorunları nedeniyle blog hayatından uzak kaldım, ama bu sorunun çözülmesiyle birlikte kayıtlar eski hızıyla gelmeye devam edecek. Herkese iyi günler.